Son günlerde giderek artan aşı tartışmasına Sağlık Bakanlığı’ndan açıklama geldi. Bakanlık “Türkiye’de aşı sayesinde kızamık vakası 2001’de 30 bin iken 9’a indi.” dedi.

Türkiye’de ara ara gündeme gelen aşı reddi olayı bir kez daha yer teşkil etmeye başladı.

AİLELER AŞI YAPTIRMIYOR

Buna göre bazı aileler çocuklara yapılması zorunlu olan aşıları ve grip aşısı gibi önleyici aşıları “Kanada’da grip aşısı yerine D vitamini veriliyor, İngiltere’de artık grip aşısı önerilmiyor, aşıların içinde alüminyum var” gibi nedenlerle çocuklarına ve kendilerine yaptırmak istemiyor.

Tartışmaların giderek artması nedeniyle Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan açıklama yaptı.

YAKLAŞIK 6 MİLYON ÖLÜM ÖNLENDİ

Bakanlıktan yapılan açıklamada, aşılarla ilgili son günlerde medyada, kamuoyunda yanlış algılara neden olabilecek haberlerin yer alması üzerine açıklama yapılması gereğinin doğduğu ifade edildi.

Bağışıklama hizmetlerinin çocuklara yönelik en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer aldığı belirtilen açıklamada, 21. yüzyıla girerken aşı uygulamaları sayesinde yılda 5 milyon 977 bin 855 ölümün önlendiği, bunun yanı sıra 750 bin çocuğun sakatlıklardan korunduğunun hesaplandığı kaydedildi.

Aşıyı reddedenler artıyor, Bakanlık 'aşı yapılmalı' diyor

ÇOCUK FELCİ EN SON 1998’DE GÖRÜLDÜ

Açıklamada, 1924-1944 yıllarında büyük salgınlar ve ölümlere yol açan çiçek hastalığının aşılama çalışmalarıyla 1977’den itibaren tamamen yok edildiğine, 1988’de dünya genelinde 350 civarındaki çocuk felci vakasının 2015’te 74’e kadar azaltıldığına ve Türkiye’de de son çocuk felci vakasının Kasım 1998’de görüldüğüne işaret edildi.

“AŞILAR SON DERECE GÜVENİLİR ÜRÜNLERDİR”

Türkiye’de 2001’de 30 bin 509 olan kızamık vakasının etkin aşılama sonrası 2016 yılı itibarıyla sadece 9 olduğu, difteri vakasının da 2011’de görülen bir vaka ve ölüm haricinde 2004’ten bu yana görülmediği bildirilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Etkin ve kapsayıcılığı yüksek aşılama çalışmalarımız sayesinde aşı ile önlenebilir hastalıklardan hepatit A ve B, boğmaca, invaziv bakteriyel hastalıklardan pnömokok ve Hib menenjiti, sepsis ve bakteriyemi; suçiçeği, kabakulak ve kızamıkçık vaka görülme sıklıkları da oldukça azalmıştır.

Tüm bu sonuçlara ve aşılamayla elde edilen başarılara rağmen hiçbir bilimsel dayanağı olmadan sorumsuzca yapılan açıklamalar, aşılama konusunda vatandaşlarımızda az da olsa tereddüde yol açmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalara göre aşılar son derece güvenilir biyolojik ürünlerdir. Üretim ve dağıtım aşamalarında çok sıkı kontrolden geçmektedir. Ülkemizde kullanılan aşılar, uluslararası referans laboratuvarlarında test edilmiş aşılardır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen ve onaylanan ‘İyi Üretim Prosedürleri’ kurallarına uygun olarak üretilmektedir.”

EN ETKİLİ VE UCUZ KORUMA YÖNTEMİ

Öte yandan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan da açıklamasında, aşılamanın yaklaşık 230 yıldır bütün dünyada uygulanan, milyonlarca ölümü engelleyen, bazı hastalıkları ortadan kaldıran “en etkili” ve “ucuz” sağlık koruma yöntemi olduğunu kaydetti.

Aşıyı reddedenler artıyor, Bakanlık 'aşı yapılmalı' diyor

“AŞIYI REDDEDEN AİLE SAYISI 10 BİNİ AŞTI”

Son zamanlarda “aşının içerisinde cıva bulunduğu” ve “aşı içerisinde yer alan çok düşük düzeydeki alüminyumun Alzheimer hastalığına yol açtığı”na ilişkin söylemlere değinen Ceyhan, şöyle devam etti: “Bütün dünyada, istisnasız bütün ülkelerde uygulanan aşıların zararlı olduğuna dair yapılan bu yayınlara konu olan kişilerin, aşı ile korunulan hastalıkların durumu, aşılamayla ne oranda engellendiği, aşılama olmazsa sonuçları konusunda eğitimi olmamaları üzüntü vericidir. Aşılar sayesinde aşıyla korunulabilen hastalıklar en az yüzde 98 oranında azalmışken ve bazıları ortadan kalkmışken bu yayınlar neticesinde aşı reddinde ciddi bir artış gözlemlenmektedir. Örneğin, aşıyı reddeden aile sayısı 2011’de 183, 2013’te 913, 2015’te 5 bin 91 iken, 2016’da 10 binin üzerine çıkmıştır. Aşı redlerinde akademik unvan taşıyan ancak konunun uzmanı olmayan kişilerin konuşmaları en büyük etkendir. Aşılama ile her yıl yaklaşık 14 bin ölümün engellendiği dikkate alınırsa aşılanmayan bu 10 bin çocuğun bir kısmının öleceğini tahmin etmek zor değildir. Yine bunun neticesinde de bazı hastalıklarda artış gözlendiğini üzülerek izlemekteyiz. Örneğin bildirilen boğmaca vakaları son 3 yıldır belirgin bir şekilde artmaktadır.”

Ceyhan, hiçbir aşının etkinliğinin bireysel aşılamada yüzde 100 olmadığına işaret ederek, aşıların bir hastalığı tam olarak önlemesinin, ancak toplumsal etkiyle mümkün olduğunu vurguladı.

PAYLAŞ