Ünlü yazar Rıza Zelyut, Aydınlık Gazetesindeki köşesinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu yazdı. 

İşte Rıza Zelyut’un köşe yazısı;

Türkiye, Amerika’nın “Kara gücüm” dediği PKK/PYD ile açık bir savaş yürütüyor. Böyle bir dönemde CHP yönetiminin Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında olması gerekmez mi?

Ama görüyoruz ki:

– Kemal Kılıçdaroğlu işareti veriyor, partinin basın sözcüsü Selin Sayek Böke; hükümetten “Çözüm Süreci” denilen ihanet sürecini yeniden devreye sokmasını istiyor.

Bilelim ki konuşan; Selin Sayek Böke değil, Kılıçdaroğlu…

Hani bu CHP değil miydi AKP’ye, “Çözüm Süreci’nde Türkiye’yi teröre teslim ettiniz!” diye vuruşlar yapan?

– Artık iyi biliyoruz: Kılıçdaroğlu PKK’ya destek olacak önerileri kendi söylemez, adamlarına söyletir. Bunların başında gelen de Amerikan gizli servisi ile bağlantılı olduğu ABD belgelerinde ortaya çıkan Sezgin Tanrıkulu’dur. O ve bazı genel başkan yardımcıları, PKK ile bağlantılı oldukları için açığa alınan örgüt öğretmenlerine arka çıktılar.

CHP yönetimine soruyorum: Bu öğretmenler değil miydi bölgedeki okullarda ali kıran baş kesen olanlar? Bunlar değil miydi, bölgede, “Kürdistan’ı kuruyoruz. Haydin sömürgeci Türklere karşı savaş için örgüte gideceksiniz!” diyerek öğrencileri dağa yollayan?

Kılıçdaroğlu kimin yanında?

Kandil’in mi Ankara’nın mı?

– Güneydoğu’daki HDP’li belediyeler, dağa çöp götürüp oradan militan ve bombalar getirdi. Örgüt elemanlarını belediyelerde besledi. Yetmedi, sokakları PKK militanlarının direnmesi için kazarak mevzi haline getirdi. Örgüte baş eğmeyenleri baskı altına aldı. Bölgede etnik temizlik yapan PKK’nın yasal ayağı oldu. Açık açık suç işleyen bu belediye başkanları görevden alınınca Kılıçdaroğlu işareti verdi, yardımcıları feryat etti. PKK’ya militan devşiren öğretmene arka çıkmak PKK’ya açık destek vermek değil de nedir?

İLGİ YENİ DEĞİL

Elbette bu ilginin bir geçmişi var.

7 Haziran 2015 seçimlerinden önce, Kılıçdaroğlu ve ekibi, HDP’nin Meclis’e girmesi için kampanya başlattı. Bazı CHP’liler HDP’ye oy verdi. Seçim sonrasında CHP ile HDP “Demokratik Blok” adını verdikleri sözlü anlaşmayla kararlaştırılmış siyasal ittifak bile kurdular. 1 Kasım 2015 seçimlerine de böyle gittiler.

Ve, Türk milleti bunu görünce, AKP’den çektiği yüzde 10’luk desteği geri vererek onu yeniden tek başına iktidar yaptı.

AKP’nin yeniden iktidar olmasının temel sebebi Kılıçdaroğlu ve ekibinin işte bu HDP/PKK sevgisidir.

Kılıçdaroğlu’ndaki derin PKK sevginin nedenleri var:

– PKK, Amerika tarafından Ortadoğu’nun etnik kimlik üzerinden parçalanması için kullanılıyor. Bu kanlı örgütü ayakta tutan ABD ve Avrupa…

– Kemal Kılıçdaroğlu da Amerika’nın bölgedeki politikalarına destek vermesi için CHP’nin başına getirildi.

– Bunun kararı da 1 Mart 2003 tarihinde TBMM’de Amerikan askerlerinin Türkiye’den geçişini içeren tezkerenin CHP’nin gayretiyle reddedilmesinden hemen sonra verildi. Ve bu karar BOP stratejik belgelerine de yazıldı. Bununla ilgili bölümü merak eden CHP’liler, “Muaviye’den Erdoğan’a DİN VE SİYASET” adlı kitabımızın 255. Sayfasının son paragrafını okusunlar.

O zaman Deniz Baykal’a kurulan kaset kumpasının arkasında kimin olduğunu ve niçin yapıldığını anlayacaklar.

Kılıçdaroğlu’nun bir Amerikan darbesiyle CHP’nin başına getirilmesinden sonra neler oldu?

– TESEV gibi Sorosçu vakıfların ideologları CHP’den milletvekili yapıldı.

– Fethullahçılar genel başkan yardımcılığı koltuğuna bile oturtuldu.

– Tayyip Erdoğan’ın Barzanici bürokratı Murat Özçelik CHP’de milletvekili ve genel başkan yardımcısı yapıldı.

– CHP Gençlik kolları da PKK-FETÖ çizgisindekilere teslim edildi. CHP’li gençler Sivas Madımak anmasına gitmezlerken, Kobani’deki PKK’lılara destek ziyareti bile yaptılar.

– İstanbul’dan milletvekili yapılan PKK avukatı Sezgin Tanrıkulu genel başkan yardımcılığını sürdürüyor.

– Büyük Atatürk’e soykırımcı diyen Selina Özuzun Doğan, Klıçdaroğlu kontenjanından milletvekili yapılarak ödüllendirildi.

Ya CHP ideolojisine yapılanlar?

– 6 OK açık açık sansür edildi… Seçim afişlerinde kullanılmadı.

– Kılıçdaroğlu uzun süre “Atatürk” demedi.

– “Laiklik karın doyurmuyor!” diyerek gericiliğin önünü açtı.

– “1930’ların CHP’si değiliz!” diyerek Büyük Atatürk’ün şanlı devrim yıllarını reddetti.

– Türbanın serbest kalması için, Erdoğan’ın koçbaşı oldu. Bununla da övündü. Erdoğan, onun desteğiyle laikliği yerle bir etti.

– Erdoğan ve öbür siyasal dinci AKP’liler Atatürk ve İsmet İnönü’ye onca hakaretler-iftiralar ederken onların koltuğunda oturan Kılıçdaroğlu ağzını açmadı.

Kılıçdaroğlu’nun başka günahları da var ama yerim yetmiyor…

Söyleyin CHP’li dostlar: Bu Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün fikirlerine, ideolojisine, eylemlerine ters davranmıyor mu? Atatürk yoluna ihanet eden birisini partinin başında tutmak vicdanınızı sızlatmıyor mu?

PAYLAŞ