Fetö operasyonları devam ederken, Galatasaray ve spor medyasındaki uzantıları ile ilgili iddialar da gündeme gelmeye devam ediyor.

Usta gazeteci Rıza Zelyut, bugün kaleme aldığı yazısı ile bu konuyu köşesine taşıdı. İşte o yazı;

“Fetö sadece devlet kurumlarına sızmakla kalmadı, Sanayicileri, tüccarları bile kontrol eder hale geldi. Sivil toplum kuruluşlarını, hayır kurumlarını bile yönlendirdi. Sanat ve kültür alemine el attı. 

Örgütün önem verdiği ve derinlemesine sızdığı bir alan da futbol dünyası oldu. Bu amaçla TFF’nin kurullarına kontrol edebileceği isimleri soktu. Bununla da kalmadı; “spor medyası” dediğimiz alana kuvvetle yüklendi ve buraya da kendi adamlarını yerleştirdi. 

Sporun Fetö pisliğinden temizlenmesi , ilk önce el atılacak yer Galatasaray Futbol Şubesi’dir. Biz burada Galatasaray’ın kurumsal kimliğini FETÖ’cü göstermiyoruz. Ama yirmi beş yıl öncesine gittiğimizde bu kulübün futbolcularının artık Fetö tarafından kontrol edildiğini görüyoruz. 

Fetö’nün futbol imamı Said Alpsoy’un itirafı gösteriyor ki o sıralarda GS’li futbolculara FETÖ adına futbolcu İsmail Demiriz bir tür imamlık yapıyor. Bu futbolcu zaman içinde Genç Milli Futbol Takımı’nın başına getirildi. Sadece bu bile Fetö’nün kirli ilişkilerle kendi adamlarını nasıl aktif konumlara yükselttiğini göstermeye yeter. 

Soruyorum: İsmail Demiriz’i buraya yükselten güç hangi güçtür, hangi eldir? Bu el ortaya çıkarılmadan futboldaki Fetö ile mücadele edilmiş olabilir mi?

ŞAMPİYONLUKLAR ŞAİBELİDİR

Geçen hafta izlediğimiz 1995 tarihli bir görüntü gösteriyor ki sorun sadece Galatasaraylı futbolcuların kullanılmasıyla sınırlı değildir. Hakan Şükür,  Fethullah Gülen ile konuşurken örgüt başı diyor ki; “Dua ile himmet ile Galatasaray’ı ayağa kaldırmak lazım!”

Galatasaray zaten ayakta ama burada verilen işaret daha başka… Fetö’nün elebaşı, açık açık Galatasaray’a yardım edip onu yükselteceğini dile getirmiştir. Bu yasa dışı yardımların örgütün devlet organlarına ve Tff’ye sızmış adamları aracılığıyla yapıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yüzden Galatasaray’ın en az son 20 yıllık şampiyonlukları sakatlanmıştır. Ve mutlaka derinlemesine incelenmelidir. 

2011 yılında Fetö, Fenerbahçe’ye kumpas kurduğunda dönemin GS Başkanı Ünal Aysal’ın Fethullah Gülen ağzı ve şiddetiyle Fenerbahçe’yi yıkmak için neler söylediğini hatırlayın. Bu da o kuvvetli Fetö bağının bir kanıtıdır. Bu kumpası yürüten Mehmet Ali Aydınlar Tff’sinde iplerin aslında iki Galatasaraylı (Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı) yöneticinin elinde olduğunu da buna ekleyin…

Futboldaki gerçek büyük şikenin Fetö eliyle yapıldığını çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

FUTBOL MEDYASINDAKİ FETÖCÜLER DEVAM EDİYOR

Galatasaray’ı ele geçiren Beşiktaş’a çengel atan Fetö, Nişantaşı’nı da satın alarak örgüt takımı yapmaya kalkışmıştı. Tff yönetimini 25 yıldır yönlendiren örgüt; spor medyasını da kontrol etmeye başlamıştı. Sadece Samanyolu’nu değil Akın İpek üstünden kurduğu televizyonları bu iş için kullanıyordu. Başta Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’in Beyaz Tv’si olmak üzere bu türlü medyayı da amaçlarına hizmet ettiriyordu.

Her gazeteye, her televizyona patronlarını kullanarak adamlarını yerleştiren FETÖ, kamuoyunu bu isimlerle aldatıyordu. CNN Türk, NTV, Haber Türk gibi kanallar da bile FETÖ’nün istediği biçimde yayınlar yapılıyordu. İşadamları istemeden bile olsa örgütün bu isteklerine uyuyordu. FETÖ, sadece siyasette değil futbolda da psikolojik bir savaş yürütüyordu. 

TELE-GOL REZALETİ

Bu bağlamda, kendisine direnen Fenerbahçe’ye karşı düzenlediği 3 Temmuz kumpasını yasal ve doğru göstermek için FETÖ, Türkiye’nin bütün kanallarını seferber etti. Gazetelere, kendi polisinin uydurduğu sahte belgeleri ulaştırttı. Spor medyası bu sahte belgeleri “flaş flaş” diyerek doğru şeylermiş gibi döndüre döndüre yayımladı. 

Örgütün televizyonu Kanal-Türk’te Serhat Ulueren’in yönetimindeki Tele Gol’de Erman Toroğlu açık açık FETÖ’nün şike tuzağının propagandasını yaptı. Ajan pozlarında FETÖ’cü savcıya koşturup ifade bile verdi. Ekranlarda Zekeriya ÖZ havasında Fenerbahçe’yi kesti, biçti, doğradı. Ama sonunda yalanlarıyla baş başa kaldı. 

İşin acı yanı şu ki; spor medyasının Zekeriya Öz’ü havasındaki Toroğlu şimdi de Akp’ye çok yakın a-Spor adlı kanalda atıp tutuyor. Aynı grubun gazetesinde yazıyor. Kimse ona yürüttüğü psikolojik savaşın hesabını sormuyor?

Neden, neden?

Diğer şaşılacak iş de şudur: 2011 ve sonrasında FETÖ’nğn ağzıyla yayın yaoan Tele Gol ise şimdi yine Erdoğan’ın yakın dostu Ethem Sancak’ın 360 kanalında işini sürdürüyor. 

O sıralar FETÖ’cülerin yayın üssü gibi çalışan Gökçek’lerin Beyaz Tv’si elbette derhal dönüş yapıp Erdoğancı oldu. Halbuki bir zamanlar Hizmet Hareketi diye yücelttikleri FETÖ’ye laf söyleyeni hemen susturdular. Orada spor ile alakası olmayan Rasim Ozan’ı spor yorumcusu yapıp FETÖ’nün muhafızı gibi konuşturttular. “Bu ülkeye Zekeriya ÖZ’ün heykeli dikilecek!” diyecek kadar FETÖ’cü yandaş bu kişi de halen el üstünde tutuluyor. Sabah Gazetesi’nde yazıyor, Beyaz Tv’de işini sürdürüyor. Çuval-çuval para kazanıyor. 

“KRİPTO FETÖCÜLER”

Biliyoruz ki bugün düzinelerle “kripto Fetö’cü” görev başında. Onlar yılan gibi kıvrılarak şekilden şekle giriyorlar, bukalemun gibi renk değiştirerek gizleniyorlar.

FETÖ’cü askerin, polisin, yargı mensubunun, iş adamının suçu bir ise medyadaki FETÖ’cünün suçu veya sorumluluğu ikidir. Çünkü bunlar milleti kandırmak gibi çok daha ağır bir suç işlediler. 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sesleniyorum: 

Adil Olun!

Bir kısım FETÖ’cüleri alıp da psikolojik harp elemanı medya FETÖ’cülerine dokunmamak, bu soruşturmayı zedeleyecektir. Bu “kripto Fetö’cüler” temizlenmeden hükümet darbe ile mücadele etmiş sayılamaz. 

Tümünden sorun hesabı, tümünden…”

(Aydınlık Gazetesi)

PAYLAŞ