Brexit referandumu ile İngiltere’nin AB’den ayrılması gündemdeyken, AB ülkeleri yüzünü Asya’ya dönmeye hazırlanıyor. 

İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılması ile, AB’nin parçalanma sürecine gireceği konuşuluyor. Bu olayların yaşandığı ortamda, AB ülkelerinde yeni ekonomik ve stratejik müttefiklikler konuşulmaya başlandı.

Türkiye’de medyaya yansımasa da Almanya-Rusya-Çin görüşmeleri “ipek yolu ekonomik kuşağı” gibi isimler ile konuşulup, tartışılıyordu. Proje, Çin’den Almanya’ya uzanan bir ekonomik köprü olması planlanıyor .Türkiye’nin de bu projede yer alması geçtiğimiz yıl , kısa süre de olsa medyaya yansımış, fakat Rusya ile uçak krizi, Suriye politikamız gibi nedenler ile görüşmeler kesilmişti.

Dünya’da neler oluyor? Biz ne konuşuyoruz? 

Avrupa yeni ekonomik ve stratejik ittifaklar kurma yolunda ilerlerken, Türkiye ise “dağılma sürecine giren AB’ye nasıl üye oluruz?”un peşine düşmüş,  Davutoğlu’nun çöken stratejik derinliğini Türk Halkı görmesin diye “islam birliği” saçmalığı gündeme pompalanıyor, yapılan stratejik hatalar inatla savunulmaya devam ediliyor… ipek yolu rusya çin avrupa

Avusturya Politik Dergisi Contra, Bu Konuya Değindi. 

Dergi, Avrupa Birliğinin bir dönüm noktasına ilerlediğini, siyasi birlikten çok genişletilmiş ekonomik birlikteliklere daha çok ihtiyaç duyulacağını yazdı.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmayı seçmesine rağmen, ekonomik birlik içinde kalmak istemesinin altını çizen yazar (Maier), Avrasya ve Doğu ülkeleri ile kurulabilecek ekonomik ittifakların, Avrupa’nın güvenliğini artırmak ve ABD bağımlılığını azaltmak için iyi bir yol olacağını yazdı.

Avrupa’nın yıllardır transatlantik ekonomisine bağlı kalarak hata yaptığını , çokuluslu şirketlerin gücüne boyun eğerek antidemokratik ekonomi politikalarına göz yumduğuna değinen Maier, “Avrupa’nın siyasi ahlak bekçisi gibi görünüp, Asya’ya uzak duran” sözde ahlak bekçilerinden Avrupalıların kurtulması gerektiğini yazdı.

Avrasya Ekonomik Birliği’nin , karşılıklı saygı çerçevesinde, bölgedeki ekonomik olarak zayıf ülkelere , adil koşullarla maddi ve yapısal destek sağlayarak barışçıl bir 21. Yüzyıla katkı sağlayacağını , ayrıca ABD’nin güdümünde Avrupa ve Rusya topraklarında olası bir üçüncü dünya savaşı riskini de önleyeceğini ifade etti.

 

PAYLAŞ