Almanya’nın “soykırım” kararı sonrası tepkiler yükselirken, Avrupa ve özellikle Almanya’da etkili olan “milli görüş” hareketinin pasifliği dikkat çekiyor. 

Merhum lider Erbakan’dan sonra cılızlaşan Milli Görüş Hareketi, Ülkücü Hareket gibi susturulup, pasifleştirildi mi? Zor günlerden geçtiğimiz ortamda, kendini “milli” olarak isimlendiren oluşumlar neden tepkisiz veya tepkileri çok cılız?

Bu konu ile ilgili yazar Harun Özdemir de sitemkar bir yazı kaleme almış.

Doğu Perinçek (D.1942), Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenci iken; 1962-1963 yıllarında öğrenimine ara vererek Almanya’ya gider. Ailesinin mali durumu onu destekleyebilecek durumdadır. Ancak o kimseye yük olmak istemez, bir yandan Almanca öğrenmeye çalışırken bir yandan da işçi olarak çalışır.

Çok idealisttir, boş durmaz. Yeni yeni Almanya’ya gelmeye başlayan Türk işçilerini kapitalist sömürüye karşı uyarır. Savunmasız Türk işçilerini sendikal faaliyetlere hazırlar ve örgütler.

Perinçek’in henüz yirmi yaşında iken Almanya’da verdiği mücadele hayret uyandırıcıdır. Çok erken başladığı mücadelesine hız kesmeden bugün de devam etmektedir.

***

Necmeddin Erbakan 1951 yılında makine mühendisi olarak Almanya’ya gönderilir. Başarılı bir öğrencidir; kısa sürede doktorasını bitirir. Toplam iki yıl altı ay Almanya’da araştırmacı olarak kalır. Döndükten sonra da arada bir Almanya’ya gidip gelir. İşçi göçü başladığında Türk işçileri ile yakından ilgilenir.

Erbakan’ın Türkiye’de ilk yerli motoru ve arabayı yaptığı yıllarda, Gümüş Motor’un ortakları arasında Almanya’da çalışan Türk işçileri de vardı.

Türk işçilerini dini ve ahlâki yozlaşmaya karşı uyarır. Göçmen işçiler tüm Avrupa’ya yayılınca, o da ilgisini Avrupa çapında sürdürür.

Yönlendirdiği Türk işçileri 1967’de Berlin’de Mehmet Akif Camisini ve “Türk Birliği” adlı bir örgüt kurar. Örgüt sonra “Türk-İslam Birliği”, 1977’de “İslam Birliği” 1985’te de tüm Avrupa’yı kapsayan “Avrupa Milli Görüş Teşkilatı” adını alır. 1994’te ise “İslam Cemaati Milli Görüş” olur.

***

Doğu Perinçek; Almanya dönüşünde okulunu bitirir, Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak girer ve doktorasını tamamlar. 1960-1970’li yıllarda Milli Demokratik Devrim tezlerinde ısrar eder. Bundan dolayı da Türk Solu’nu bölmekle eleştirilir. 1990’larda PKK’nın “Batılılaşması”nı önlemek için çaba gösterirken bir yandan da Avrasyacı dış politikanın temellerini atar.

350px-Rus_filo (1)

Kurduğu partilerin ortalama oy oranı %1’i geçmez, ancak o duruşunu hiç bozmadan ana muhalefet gibi konuşmaya, yazmaya ve çalışmaya devam eder.

CIA, KGB, MOSSAD, MI6, SÜPER NATO, MİT, JİTEM… gibi gizli servisler hakkındaki malumatı ve her önemli olayın istihbarat bağlantılı olduğu iddiaları… halkla kurabileceği ilişkilerin önünde barikat oluşturur. O ise bunları umursamaz, inanmış az sayıdaki yoldaşıyla doğru bildiği yolda yürümeye devam eder.

***

En önemlisi de şudur:

1946’dan beri zaman zaman ısıtılıp gündeme getirilen ve ilk kez 1965’te UruguayParlamentosu’nda kabul edilen Ermeni Soykırımı iddialarına karşı T.C. hükümetlerinin yıllardır yürüttüğü hamasi nutuklarla karşı koyma mücadelesi sonuç vermemiştir. Koca Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün hükümetleri, diplomatları ve imkanları Doğu Perinçek’in tek başına yürüttüğü “hukuk” mücadelesi kadar etkili olamamıştır.

Bu başarı; Doğu Perinçek’in ne kadar idealist bir vatansever olduğunu gösterdiği gibi, T.C. hükümetlerinin de ne çok işe yaramaz kuru gürültüler çıkardığını gösterir.

***

23 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nda, imtiyazlı yabancı şirketlerin küçük alacakları bile gündeme getirilmiş ve karara bağlanmıştır. Ama Lozan’da ne Ermeni kelimesi ne de soykırım diye bir iddia, tek kelime ile dahi gündeme getirilmemiştir.

Lozan Antlaşması’nı okullarından gizleyenler…

Anayasaya Giriş diye bir dersi zorunlu kılan ama iç hukukun da üstünde olan, bağlayıcı Lozan Antlaşması’nı ayrıntılı olarak okutmayı akletmeyenler…

Belki de bunu bilinçli olarak halkından gizleyen bir devlette, Doğu Perinçek’in yaptıklarını anlamak akıl alır gibi değil.

Üç-beş inanmış yoldaşı ile sadece İsviçre’yi değil; AİHM’de kazandığı dava ile tüm Avrupa’yı dize getirdi.

Hayret!

Bu adam ne yapmak istiyor?!

Bu nasıl komünistlik, Maoculuk, ajanlık, muhbirliktir arkadaş!

Bütün Türkiye ve yurt dışı uzantıları susmuş, herkes kendi dosyasını, ihalesini, avantasını kovalarken Perinçek -ateist midir nedir, namaz kıldığını gören de olmamıştır-, bu iş için günlerdir Almanya’da çaba harcıyor!

Zamanı mı  çok yoksa bu işleri para için mi yapıyor?!

Vatan Partisi ve vatanseverlikten kaç lira kazanıyor?!

30 yıllık hurda Ford’a binerek kime ne mesaj vermeye çalışıyor?!

Bunları açık açık konuşmanın zamanı gelmedi mi?!

Erbakan’ın kurduğu ve ölünceye kadar ilgisini eksik etmediği Milli Görüş Teşkilatları şimdilerde ne yapıyor?!

Perinçek’e ne kadar yakınlar; yoksa görülmeyecek kadar çok mu uzaklaştılar?!

İmanlı ve ihlaslı mücahit kardeşlerim, şimdilerde ve hangi mevzilerde konuşlanmış kimleri gözetlemekteler?!

Hoca’nın vefatından sonra mücahit kardeşlerim din mi değiştirdiler yoksa mezhep mi?!

***

Sevgili Doğu;

Yeni cenkler için Otağı Almanya’ya kurmuş iken, -lütfen isteğimizi vatana hizmet babından sayın-  Milli Görüşçü mücahit kardeşlerimizin çalışmaları hakkında bilgi verirseniz, inanın çok memnun olacağım!

Günlerdir gözüm kulağım Almanya’da… Yeri göğü inletecekler diye umutlandığım dava arkadaşlarımdan haber alamıyorum! Yer yarıldı da içine mi girdiler yoksa bir yol bulup yıldızlara mı taşındılar?!

Ne oldu bu mücahit kardeşlerime?!

Bilginiz var mı?!

 

PAYLAŞ